- Ülke olarak bugün içine düştüğümüz sosyo-ekonomik krizlerin ana kaynağı hukuk, ilim ve ahlaktan yoksun olan siyaset geleneğimizdir. Bu nedenle Anadolu Hak ve Adalet Hareketi (AHAD) olarak toplumsal gidişatta öngördüğümüz değişim için başlangıç noktamız siyaset kurumudur.
- Uluslararası güç ve sermaye odaklı sistemin yörüngesinin dışına çıkamayan Türkiye siyaseti genel görünüm itibariyle iki kutupludur. Bu iki kutup gardıropları farklı olsa da özü itibariyle çatışmacı ve otoriter yapısıyla kimlikleri, ideolojileri ve liderleri kutsamaktadır. Kökten yapısal bir değişim olmadığı sürece iktidara hangisi gelirse gelsin sonuç değişmeyecektir.
- Türk siyasetinde popülist, nepotist, pragmatist, takiyeci ve hamasetçi tutumlar baskındır. Ayrıca dini ‘kullanışlı siyasi bir malzeme’; devlet ise ‘arpalık’ olarak görme anlayışı da yaygındır.
- İtaat ve korkuyla ama aynı zamanda menfaat ile beslenen anlayış siyaset kurumunu bütünüyle kuşatmıştır. Siyaset itibar ve kazanç getirici faaliyet alanına; cefa olması beklenirken sefa makamına dönüşmüştür. Baştan aşağı hastalıklı bu yapı ile toplumsal barışı, adaleti ve refahı yakalamak mümkün görünmemektedir.
- Müzakere ve uzlaşmayı rafa kaldırmış, güveni zedelemiş siyasetin diline kavgacı üslup hakimdir. Söylem ile eylem arasında kopukluk artık kanıksanmıştır.
- Siyaset sadece siyasi partiler eliyle yürütülmektedir. Geniş bir toplum kesimi siyaset dışında kalmıştır. Siyasete katılamamanın, siyaset üretememenin bedelini toplum, ahlak barometresinin aşağıya düşüşü ile ödemektedir.
- Toplumun, yolsuzluklarla özdeşleşen ve derin bir ahlaki çözülmeye neden olan bu siyaset kurumundan bir beklentisi kalmamıştır. Bezginlik, küskünlük ve belki de en önemlisi umutsuzluk, toplumdaki tüm katmanlarda ve kuşaklarda özellikle gençler arasında yayılmaktadır.
- Siyasi tıkanıklığı aşmak ve umudu yeniden yeşertmek üzere insani değerleri yücelten, ahlaki ve ilkeli bir siyaset dili acilen inşa edilmelidir.
- Bünyesinde taşıdığı zaafları göz ardı etmemek, hatta onları da ıslah etmek kaydıyla siyasette arzu edilen değişim; kuralların, ilkelerin, kurumların ve denetimin önem taşıdığı demokratik sistem içerisinde gerçekleştirilmelidir.
- Siyasetteki değişimin toplumsal refahı, huzuru, barışı, hukuku ve adaleti öncelemesi ve elbette tabana yayılması gerekir. Değişimin kalıcı ve yaygınlaşabilmesinde kritik eşik toplumsal bilinç ve farkındalık düzeyinin artırılmasıdır.
- Toplumsal değişim üzerine bugüne kadar yapılanların pek çoğu sorun tespiti ve analizi ile sınırlı kalmıştır. Sorun alanlarını tespit etmek elbette önemli ama yeterli değildir. Çözüm önerisi geliştirmek de gereklidir.
- Üzerinde ne kadar çok çalışılmış olursa olsun küresel hareketliliği, ülkeler arası güç dengelerini ve Siyonist yayılmacılığı hesaba katmayan bir siyasi değişim etkili ve kalıcı olmayacaktır.
Yazılar