ANADOLU HAK VE ADALET HAREKETİ (AHAD)
← Tüm yazılar
Yazılar

SİYASETE DAİR ÖNERİLERİMİZ

Bir toplumda sosyal ve dini anlamda bir çöküntü ve yozlaşma mevcutsa, geniş halk kitleleri ekonomik sıkıntılarla boğuşuyorlarsa, yani ciddi bir sosyal ve ekonomik bereketsizlik mevcutsa burada ilk olarak projeksiyonu çevireceğimiz yer siyasi rejim ve yönetim ahlakı olmalıdır. İbn-i Haldun’un da işaret buyurduğu gibi siyasal rejimler beşerî hayatı bereketlendirir veya çölleştirirler. Adalete, hürriyete, eşitliğe dayalı rejimlerin maddi ve manevi ümranın motoru olduğu, aksi halin ise var olanı zehirleyen, tüketen, yıkıma götüren başlıca sebepler olduğu artık bugün tecrübeyle de net olarak anlaşılmıştır.

Daha önce de belirttiğimiz üzere toplumsal sorunlarımızın pek çok nedeni vardır. Bize göre en önemli neden bizatihi kendisi sorun olmanın ötesinde diğer sorunları da etkileme gücü çok yüksek olan; hukuktan, ilimden, ahlaktan yoksun siyaset geleneğimizdir. Siyaset geleneğimiz hastalıklı ve ifsat edicidir. Mevcut siyaset dinamiğine etki eden tüm etkenleri sorgulayıp, baştan aşağı yeniden bir inşa süreci kaçınılmazdır. Sosyal bilimcilerden oluşan ehil heyetler marifetiyle siyasetin kozalarını yeniden örmeye ve geçmişin hastalıklarının bulaşıcı etkilerini yok etmek adına enfekte olmuş tüm siyasal organları tasfiye edip yeniden inşa etmenin zaruretine inanıyoruz. Bu doğrultuda AHAD olarak önerilerimiz şunlardır:

-Siyasi geleneğimizin oluşmasına kaynaklık eden siyasetle ilgili tüm yasalar gözden geçirmeli, milletin iradesinin adil bir şekilde tecelli edeceği vasatı oluşturmalıyız. Adil seçim yasaları olmadan istikrarın sağlanamayacağı gerçeğini prensip edinerek seçim yasalarıyla, Siyasal Partiler Kanunu’nu buna göre tadil etmeyi zorunlu görüyoruz.

– Bizler siyaset kurumunu bir sefa yeri değil cefa makamı olarak görüyoruz. Dolayısıyla siyaset yapmayı bir itibar ve kazanç getirici faaliyet olmaktan çıkarılmasının gerektiğini savunuyoruz.

-Delege sistemini yeniden gözden geçirerek, insanların iradelerini parayla ve sair çıkarlarla, taahhütlerle ifsat edilmesinin önüne geçmeyi ve dolayısıyla en iyisini arama ve bulma mücadelesinin önündeki psikolojik ve ekonomik engellerin bertaraf edilmesini öneriyoruz.

-Siyasi iradenin tecellisinin önündeki en büyük engellerden biri olan siyasetin finansmanıyla ilgili mevzuatın yeniden gözden geçirilerek, sadece parasal imkânları olanların siyaset yaptığı, olmayanların ise siyaset dışı bırakıldığı bu gayri adil, gayri ahlaki siyasi rekabet mutlaka adil bir düzleme çekilmelidir.

-Siyaset pahalı bir uğraş haline getirildiği için siyasetçi seçilmek için harcadığı maliyeti bir şekliye kamu imkânlarından karşılamaya yönelir. Çıkar ve itibar beklentisinin dışında bir misyonun iktidara taşınması için siyaset yapan siyasetçi sayısının azalması bu hususu daha da önemli kılmaktadır.

Seçimlere girmek için il-ilçe örgütleri kurma şartı (kâğıt üstünde de olsa) kaldırılmalı, iddiası olan her bireyin / topluluğun seçimlere katılımı sağlanmalı ve seçimlere katılma kriterleri ilmi verilere göre tekrar belirlenmelidir. Bugüne kadar partilerin teşkilatlanma barajlarını aşmak için ne kadar büyük harcamalar yaptığı herkesin malumudur

-Siyasal parti yöneticilerinin, üyelerinin, milletvekillerinin ve bürokratların mal varlıkları şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı, mal varlıklarındaki artışlar söz konusu olursa artış sebebi ilgililerince açıklanmalıdır. Şayet bu açıklamalar tatmin edici görülmez ise tarafsız denetleyici kurullar vasıtasıyla incelemeye alınmalı ve soruşturulmalıdır.

-Siyasal örgütlerin dikey değil yatay teşkilatlanma modeline göre inşa edilmeleri, parti içi demokrasinin en üst düzeyde gerçekleşmesi ve parti karar organlarının yasalarda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak karar almaları sağlanmalıdır.

-TBMM’nin hakkıyla yasama görevi yapması için meclis iç hukukunun yeniden tanzim edilmesi, milletvekillerinin parti kurulları tarafından iradelerinin baskılanmasına asla fırsat verilmemesi, her üye meclise getirilen yasalar konusunda iradesini özgür bir şekilde beyan etmesi ve oyunu ona uygun olarak kullanması toplum menfaatlerinin korunması anlamında son derece önemlidir. Bunu gerçekleştirmenin birinci şartı, seçilen milletvekillerinin gerçek temsilini sağlayabilecek bir seçim sisteminin yeniden yapılandırılmasıdır. Dünyada da uygulaması olan “dar bölge seçim sistemi” milletvekillerine bu özgürlüğü sağlayabilir. Milletvekilleri, parti ve genel başkanlarının baskılamalarına maruz kalmayarak kendilerini sadece millete karşı sorumlu görüp hareket etmeleri TBMM’yi hakiki anlamda bir yasama kurumu haline getirebilir.

-Yasama kurumunun önemli işlevlerinden biri de yürütmeye denetlemesidir. Önerdiğimiz seçim sistemi aynı zamanda bu işlevi görecektir. Milletvekilleri sadece kendilerini seçen halka hesap vereceklerinden partilerinin kendilerini tekrar aday gösterip göstermeyeceği endişesine düşmeyerek oy kullanacaklardır.

-Siyasal düzenimizin, örgütlenme modelimizin en büyük ve en tahrip edici kronik hastalıklarından biri de genel başkanlara gösterilen saygı, sevgi, övgüde sınır gözetilmemesidir. Bu durum genel başkanları çizgiden çıkarabilmekte, mutlak iktidar dediğimiz bir seviye tırmandırmaktadır. Mevcut durumun gösterdiği gibi parti genel başkanları kutsanır hale getirilmektedir. Bunun için çok önemli ahlaki önermelerde bulunmak zorundayız. Genel başkanların kendilerini herkesten üstün ve saygıya, hürmete en layık insanlar olarak görmelerinin önüne geçecek öncelikli tashih ve ıslah tedbirleri şunlar olabilir:

-Genel başkanlık sultasının tasfiye edilip, genel başkanların parti karar organları üzerinde etkisinin sadece bir oydan ibaret olduğu gerçeğinden hareketle parti ağalığı geleneği sonlandırılmalıdır. Hatta “Genel Başkanlık” yerine “Parti sözcülüğü” isimlendirmesiyle sembolik bir yenileme yapılmalıdır.

-Parti binalarının liderlerin resimleriyle süslenmesi, propaganda çalışmalarında liderlerin resimlerinin paylaşılıp, onların adeta üstün / olağanüstü meziyetlere sahip insanlar oldukları şeklindeki uygulamalar iptal edilerek onun yerine parti sembol ve şiarlarının öne çıkarılması sağlanmalıdır.

Sıraladığımız bu reformlar yapılmadıkça siyaset kurumunun topluma adalet, mutluluk ve refah sunma imkânı olamaz. Kendisi hastalıkla malul hale gelen siyaset kurumu ahlak ve hukuki esaslara dayanan düzenlemeler yapabilir mi?

Bizim gibi Ortadoğu halklarının sultanlarının dini üzere oldukları gerçeğini bilerek, bugünün modern dünyasında topluma önderlik eden siyasal örgütlerin mutlaka köklü bir ıslaha, tashihe ihtiyacı olduğu izahtan varestedir. Bunu yapmadan klasik parti programlarında türlü türlü vaatlerde bulunarak belirlenen amaçlara ulaşılamadığı bir gerçektir. Dolayısıyla yanlışları inatla sürdürmenin bir anlamı yoktur. Tekrar tekrar başa dönmenin bu topluma ne kadar kan kaybettirdiğini akıl sahipleri taktir ederler.